Çamur Banyosu

12May09
Etiketler:, , , , , ,

Kurtarıcılarımız

Kirazlıdere Baraj Gölü

Haftasonu kısa bir İznik gezisinin ardından eşimin Yalova’daki ailesini ziyaret etmeye karar verdik. İlk programımıza göre sabah erken saatteki bir feribotla Yalova’ya geçecek oradan da 45 dakika mesafedeki İznik’e gidecektik. Kahvaltı sırasında haritaya göz gezdiren eşim, İzmit üzerinden karayolu ile gidersek dağların arasında bir baraj gölünü de görebileceğimizi söyleyerek rotamızı değiştirdi.

GPS cihazına bakarak İzmit’te otoyoldan çıkıp köy yollarına girdik. Ormanlar arasında nefis bir yolculuk yapıyorduk. Ne olduğunu merak ettiğimiz Thököly anıtı tabelasını takip etmeye karar verip asıl yolumuzdan ayrıldık. Küçük bir köyün tepesine vardığımızda Kont Imre Thököly anıtı denilen şeyin küçük bir heykel olduğunu görüp güldük. Macar derebeylerinden birisi Karlofça anlaşmasından sonra İstanbul’a sonra da bu köye yerleşip, burada ölmüş.

Anıtı ziyaret ettikten sonra yolumuza dönüp, baraj gölüne kadar müzik dinleyip, sohbet ederek sakin bir yolculuk yaptık. Kirazdere baraj gölüne (yazının başındaki ilk fotoğraf) vardığımızda açıkçası bu kadar güzel bir tabiatla karşılaşacağımızı hiç düşünmemiştim. Bol bol fotoğraf çekip, kuş ve kurbağa seslerini dinleyerek dinlendik. Asıl hedefimiz olan İznik’te daha çok vakit geçirebilmek ve acıkmaya başlayan midelerimizi doyurmak için hemen yola koyulduk.

Servetiye Camii köyünü geçtikten sonra asfalt yol toprak yola dönüştü. Kimseciklerin olmadığı yolda, telefonlarımızın da çekmemeye başladığını fark ettiğimizde, teknolojiden tamamen uzaklaşıp, doğanın içinde olmaktan dolayı mutluluk duyduk. Az sonra başımıza geleceklerden habersiz temiz havanın ve kuş seslerinin tadını çıkartmaya devam ettik. Son gördüğümüz köyden bir kaç kilometre sonra bir çeşmeden geçtiğimizde, içilemeyecek derecedeki pis suyla kimin ne yaptığını çok merak ettik.

Toprak yolun izin verdiği 20 km/saatlik hızla ağır ağır yol alırken, yolda kalsak kimsenin olmaması durumunda neler yapacağımız hakkında konuşmalar yaptık aramızda. Çeşmeyi geçtikten aşağı yukarı 7 km sonra yoldaki su birikintisinin üzerinden geçerken aslında oranın bir çamur yatağı olduğunu, arabamızın içine girer girmez gömüleceğini bilmiyorduk. Duran arabanın durumunu anlamak için indiğimde ayak bileklerime kadar çamurun içine battım. Lastikler daha da derinde görünüyordu.

Eşimle beraber çamurun ortasında kısa bir düşünme molasından sonra yapacaklarımıza karar verdik. Önce arabanın içinde bulunduğu ufak gölü tahliye edecek bir kanal açacak, ardından küçük kaya parçalarını lastiklerin önüne ve arkasına yerleştirecek, taş parçalarını da odun parçaları ile destekleyecektik.

Ellerimizle 2 metre uzunluğunda bir kanal açıp suyu boşaltmaya başladık. Bu esnada her yerimizin çamura battığını söylememe gerek yok herhalde. Su boşalırken karar verdiğimiz gibi kaya ve odun parçalarını taşımaya koyulduk. Bir yandan da halimize gülüp, bedava çamur banyosunun keyfini sürüyorduk demek isterdim ama, hava kararırsa ne olacağının endişesi daha baskındı. Bütün planlarımızı gerçekleştirdikten sonra, arabayı çalıştırıp deneme yapmaya karar verdik. Çamurlu ellerimizi su lastik izinde biriken suda yıkadığımda halimiz inanılacak gibi değildi. Eşimin talimatlarını duyabilmek için camı açıp, arabayı çalıştırdığımda, içerisi de dışarısı kadar çamurlu bir hal almıştı. 2 saat süren çalışmalarımız başarısız olmuştu.

Bir kaç denemenin ardından, daha geç olmadan saatler önce geçtiğimiz köye doğru yürüyüp yardım çağırmanın doğru olacağına karar verip, lastik izindeki su ile parmak kalınlığındaki çamurlarımızdan temizlenip, torpido gözünde bulduğumuz bisküvileri ve kalan yarım şişe suyu da alarak yola koyulduk. Saatler önce geçtiğimiz çeşmeyi gördüğümüzde köye bir kaç kilometrelik bir yolumuz kaldığını farkederek sevindik. Yarım saat kadar daha geçtikten sonra sessizliği bozan bu defa biz değil, tıngır mıngır ilerleyen bir traktördü.

Harita

Traktörü durdurup durumumuzu anlattığımızda, yollarının üzerinde olduğumuzu, zincirle 2 dakikada arabayı çamurdan kurtaracaklarını söylediler. Römorktaki ailesinin yanına bindiğimizde yaklaşık 2 saattir aralıksız yürümekten ne kadar yorulduğumuzu anladık. Çeşme başına vardığımızda, bizim gittiğimizden daha dar ve taşlı bir yola sapmak isteyen traktör şöförümüz Recep’i durdurduk. Arabamızın diğer yolda olduğunu söyledik. Cevabı yaşadıklarımızdan sonra bizi çok şaşırtmadı: ‘İznik’e bu yol gidiyor, orası nereye gidiyor ki?’

Römork’u söküp bizi çeşme başında bırakan iki erkek yola devam ettiler. Biz de bu arada Ayşe ile muhabbeti ilerlettik. 27 yaşında olduğunu, 7 yıllık evli olduğunu, Adem ve Havva isminde iki çocuk sahibi olduklarını öğrendim. Kırıntı isminde bir Gürcü köyünde yaşıyorlarmış ve evde Gürcüce konuşuyorlarmış. Köyde toplam 40 hane varmış. Sofu bir dedeleri olduğunu o yüzden evlerinde televizyon bile olmadığını söyledi. Benim sorularımı onun severek mi evlenmişim, kocama kaçmış mıyım, kaç yıllık evliymişim, gelinlik giymiş miyim, düğün yapmış mıyım, neden hala çocuğum yokmuş, dağlarda ne işimiz varmış gibi soruları takip etti.

Şişeleri birbirine vurarak gürültü yapan oğlunu ‘ayıları çağırıyorsun, baban da yok karışmam’ diyerek susturduktan sonra, bana dönerek ‘yürürken ayılardan korkmadınız mı’ diye sordu. ‘Cahil cesareti işte. Bilmiyorduk ki ayı olduğunu’ dedim. Bir de kimseyi bulamasaydık geceyi arabada geçirmeyi planladığımızı anlattım. Çok güldü. Bir saati aşkın sürenin sonunda önce arabayla eşim, ardından da traktörüyle Recep geldiler. Recep’i beklerken, daha önce ne işe yaradığını düşündüğümüz pis sulu çeşmeyle arabanın üstünü kaplayan çamurları yıkadık.

Kurtarıcılarımız

Araba ile köylerinden geçeceğimizi, onları eve bırakmayı teklif ettik. Ayşe ‘ben beyimi bırakmam, Adem ve Ahmet amcayı alın siz’ diyerek bizimle gelmek istemedi. bizimle gelmeye razı olan Ahmet amca ile yola koyulduk. Onu evlerine bıraktıktan sonra 1 saatlik yolun ardından İznik gölünün üzerinde güneşin battığını gördük.

Hala kahvaltı ile durduğumuzdan, İznik’e uğramadan Yalova’ya geçmeye karar verip, hiç durmadan yola devam ettik. Yarım saat sonra açtığı kapıda çamurdan iki heykelin dikildiğini gören kayınvalidemin yüzündeki şaşkınlık günün en keyifli anıydı.




“Çamur Banyosu” için 21 Yorum yapılmış.


  1. 1 Muge Cerman 12 May 2009 12:46

    Devletşah’ım like tamamen paylaşım ve fotoğrafların güzelliğine dikkat çekmek amaçlıdır, yanlış anlaşılmasın :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  2. 2 uyuyang-Filiz Koyuncu 12 May 2009 12:50

    E bu süper bir macera olmuş! :) )

    This comment was originally posted on FriendFeed

  3. 3 Mert Ulaş 12 May 2009 13:26

    Gerçekten tam macera yaşamışsınız. Bu arada ilk fotoğraf çok güzel, tam olarak neresi orası?

  4. 4 karamelmutfak 12 May 2009 13:35

    e her zaman güzel yoldan geçip lüks restoranda yemek yiyecek degiliz bazen yol ayrımlarında ufak karmaşalar olabiliyor.

  5. 5 hilal 12 May 2009 14:12

    harika ya..:)

  6. 6 Neslihan 12 May 2009 15:20

    Vaktiniz olsaydı keşke İznik’e de uğrayabilseydiniz. Çok güzel fotoğraflar çıkardı ordanda. :)

  7. 7 Ayşe 12 May 2009 15:38

    çok keyifli bi yazıydı :) seviyorum bende böyle gezileri bizde geçen sene ailemle böyle bir gezi yapmıştık sürpsizlerle dolu oluyor gerçekten :)

    neyseki kurtulmuşsunuz

  8. 8 Mutfak Sirlari 12 May 2009 18:35

    Çok geçimiş olsun tekrar…

    This comment was originally posted on FriendFeed

  9. 9 devletsah 12 May 2009 19:34

    Mügeciğim; ben eni yanlış anlar mıyım… O amurlu halimin fotoğrafı olsaydı tam like durumluktu… Makinalarıma çamur bulamasın diye dokundurtmadım :)

    This comment was originally posted on FriendFeed

  10. 10 Kendimce 12 May 2009 23:28

    Süper istesen böyle bir şey yaşayamassın.Tam bir doğaçlama.Allahtan can sıkıcı olmadan tatlı bir anı olarak kalmış geçmiş olsun

  11. 11 yasemin Aslıhan Babalık 13 May 2009 10:59

    Devletşah inanılmaz bir macera olmuş bu, ama en çok Ayşenin sorduğu sorulara bayıldım ben.bir de ayı olayı valla harikasın.ama eminim yaşarken pek de keyifli olmamıştır.sevgiler

  12. 12 hayalcianne 13 May 2009 14:08

    bu çamur heykel olayları gelecekteki maceraların habercisi galibaa :)
    aslında ayılarlla karşılaşmamanız büyük şans
    2009 kadın blog yazarı ayılarla mücadele etti gibii birşey okumaya ramak kalmış
    geçmiş olsun
    ama okumak zevkliydii
    fotoğraf güzel ötesiydii

  13. 13 SEVİL(birdemliksohbet) 13 May 2009 17:36

    canım büyük bir zevkle okudum yazını şimdiden çok heyecanlıyım cumartesini iple cekiyorum…
    bu arada seni nasıl bulucaz orda ….

  14. 14 dilek 13 May 2009 23:14

    Herkez Bodrum’a gidiyor çamur banyosuna siz kısa yoldan halletmişsiniz .Şimdi pırıl pırıl cildiniz olur:)))

  15. 15 Melike 14 May 2009 18:24

    Çok hoş anlatmışsın, çok zevkle okudum. Çamurdan heykellerinizi de çok merak ettim. Geçmiş olsun diyorum.

  16. 16 Sahika 15 May 2009 13:40

    Demek ki neymis billedigimiz yola girmeyecekmisiz:) gecmis olsun.

  17. 17 fatoş 22 May 2009 16:06

    sizinkiside tam cesaret valla geçmiş olsun

  18. 18 mehtap 27 May 2009 22:15

    okurken çok keyif aldım :D

  19. 19 mehtap 27 May 2009 22:16

    bu arada cok gecmıs olsun.

  20. 20 Hale 01 Haz 2009 06:10

    Bu gece uyumak nedir bilmedim, surf yaptım durdum sonunda okunacak eğlenceli bir yazı da buldum ama. sabahı da bulduk :=)

    sizin için eğlenceli bir macere olmuş, okuması ve videoları izlemeside zevkliydi.
    ayrıca sitenizin tasarımınıda cok begendim elinize sağlık.

  21. 21 yararları 25 Şub 2010 16:04

    gerçekten çok şifalidir çamur banyosu ve yararlarıda saymakla bitmez teşekkürler bilgiler için..

Yorum yapın